Fakültemizde Görev Değişimi

Fakültemizde Görev Değişimi

Fakültemizde Görev Değişimi

İslami İlimler Fakültesi Dekanlığı görevine getirilen Prof. Dr. Ali Çelik, düzenlenen törenle görevi devraldı.

 

Fakültemizin Fuaye Alanı'nda düzenlenen devir teslim törenine Rektörümüz Prof. Dr. Kâzım Uysal, Rektör Yardımcılarımız Prof. Dr. Hasan Göçmez, Muammer Gavas ve Mustafa Aydın, Genel Sekreter Vekilimiz Prof. Dr. Atilla Batur, fakülte dekanları, enstütü müdüreri, dekanlık görevini devralan Prof. Dr. Ali Çelik ile Üniversitemizin ve Fakültemizin akademik ve idari personelleri katıldı.

 

Törende bir konuşma yapan Rektörümüz Prof. Dr. Kâzım Uysal konuşmasına şu sözlerle başladı:

 

Öncelikle fakültemizin kurucusu Bilal Hocamıza, daha sonra Halis Hocamıza teşekkür ediyoruz. Bu görevi daha önce onlar yaptılar. Bilal Hocam kurucu dekanımızdır. Kütahyamıza ilahiyat fakültesini kazandırdılar. Hayat akıp gidiyor. Bu akıp giden hayat içerisinde de değişime ihtiyaç oluyor. Ali Çelik Hocam İslami İlimler Fakültemizin yeni dekanıdır. Kendisine başarılar diliyorum. Kendisi zaten Kütahyalıdır. Kütahya’ya ve üniversitemize çok şey katacağına inanıyoruz.

 

Prof. Dr. Kâzım Uysal'ın konuşmasının devamı şu şekilde:

 

Din bir ihtiyaçtır. Yani Allah sair canlılara vermediği bir özelliği insana vermiştir; inanmak. Hatta günümüzde bazı bilim insanları insanda inanç geninin olduğundan bahsediyor. Allah kendisini buldurmak ve tanıtmak için insana böyle bir özellik vermiştir. İnsan olaylar arası ilişkiler kuruyor, eserden eser sahibini, sanattan sanatkârı tanıyabiliyor. Zaten insana böyle bir özellik verilmeseydi imtihan etmesi uygun olmazdı. Her insan dünyaya gelir, neden geldim, nerden geldim, niçin geldim gibi soruları kendi başına sormaya başlar ve bu sorular neticesinde bir yaratıcının var olduğu kanaati onda uyanır. Bu duyguların tatmini için İnsanlar zaman zaman tapılmaması gereken varlıklara aya, ineğe, güneşe tapmışlar. Böyle muhteşem bir sistem içinde yaşayan insanlar bir yaratıcının var olduğuna inanıyor ve fıtri olarak da yaratıcıyı tanımak istiyor.

 

"İSLAMİYET AKLA, MANTIĞA VE İLME UYGUN BİR DİN"

 

İslamiyet son dindir. Akla, mantığa ve ilme uygun bir dindir. İslam dininde ilme, mantığa aykırı hiçbir şey yoktur. Dinimizi doğru ve sahih kaynaklardan öğrenmemiz gerekiyor. Bizim dinimiz ilme çok önem verir. Kutsal kitabımızın ilk ayeti de “Oku” diye başlar. Bundan dolayı okuyacağız, ilim tahsil edeceğiz. Bu her Müslüman için farzdır. Ancak bu ayette güçlü bir mana daha vardır. Yaratılışı ve yaratılanları okumak. Biz Müslümanlar olarak yaratılmışları, varlıkları okuyamadık ve geri kaldık. Aslında çiçekte, böcekte, yıldızda, ayda, güneşte Allah’ın bir ayetidir. İşte biz bu okumanın ikinci şıkkı olan varlıkları okumayı beceremediğimiz için geri kaldık. O zaman İslami İlimler sadece Allah’ın kelamı olan Kuran’ı Kerim’i değil, aynı zamanda kudretinin de eseri olan kâinat kitabını da okuyacaklardır. Böyle olursa kuvvetli bir okuma olur.

 

"BÜTÜN İNSANLIĞIN KABUL ETTİĞİ İNSANI DEĞERLER AYNI ZAMANDA İSLAMİ DEĞERLERDİR"

 

Bütün insanlığın kabul ettiği insani değerler aynı zamanda İslami değerlerdir. Doğruluk, şefkat, merhamet, temizlik, adalet. İşte biz bunu Müslümanlar olarak bu insani ve İslami değerleri yaşayamadığımız ve toplum hayatında gösteremediğimiz için geride kaldık. O zaman halimizle, yaşantımızla gösterilemeyen ilmin çokta bir kıymeti yoktur. İslami İlimler Fakültesi hocalarına ve öğrencilerine bu görevlerde çok iş düşüyor. İslamiyet sadece hocalara oku demiyor, herkese oku diyor. Biz ne yaptık, aklımızı kiraya verdik. Hâlbuki Allah demiyor ki hoca okusun, hacı okusun. Herkes okuyacak. Okuyamadığımız için tartamaz, ölçemez vaziyete geldik. Ve malum son FETÖ terörü bize büyük bir ders oldu. İnsanımızın dini açıdan seviyesi yüksek olsaydı, elinde bir terazi olsaydı, Kuranla ve sünnetle neyin doğru, neyin yanlış olduğunu tartabilseydi bu sıkıntıları yaşamazdık. Her Müslüman İslamiyet’e uygun olan fikir nedir tartabilecek, elinde bir ölçü olacak kadar okuyacak. Buraya kadar farz. Öbür türlü, birisinin peşine düşer, yardan uçurumdan aşağıya atlarız. Hem kendimizi perişan ederiz hem de devletimize, milletimize insanlığa büyük sıkıntı veririz.

 

Diğer önemli bir hastalığımız da ümitsizliğe düşmektir. Oysa Kuran’ı Kerim’de anlatılan peygamber kıssaları boşuna anlatılmaz. Bir Müslüman bu dünyayı sapan taşı gibi döndüren, güneşi her gün doğup batıran bir kudretin kuludur. Bu milletin kalp hastalığı dinde olan zaafıdır. Tarihte her ne zaman biz imanın, İslam’ın, Kuran’ın esaslarına uymuşuz terakki etmişiz, ne zaman uzaklaşmışız, geri kalmışız. İşte insanlığın imanına inancına hizmet eden, doğru ve güzeli telkin eden sizler aynı zamanda milletimizin terakkisine de dolaylı olarak hizmet etmiş oluyorsunuz.

 

Prof. Dr. Uysal, sözlerini 'Tüm İslami İlimler Fakültesi öğrenci ve çalışanlarına ve özellikle de muhterem hocamız Ali Çelik’e görevinde başarılar diliyorum' diyerek sözlerini tamamladı.

 

ÇELİK: NİYETİMİZ HALİS

 

Rektörümüzün ardından konuşan Prof. Dr. Ali Çelik, "Geçmiş hocalarımıza, dekanlarımıza sonsuz saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz" diyerek başladığı konuşmasında şunları kaydetti:

 

Şu anda öğrenci sayımız 900’ün üzerinde. Kurumsallaşmamız tamamlanmamış belki ama zaman içerisinde o da yapılacak inşallah. Uhdeme aldığım görevin ağırlığını, emanetin büyüklüğünü hissediyorum, biliyorum. İlim sonsuz bir denizdir. Hele İslamiyet daha sonsuz bir deniz. Bilgi teknolojisinin geliştiği, iletişimin çok hızlı yükseldiği dönemde insanımızın değer yargılarının hızla aşınıldığının da farkındayız. Cenab-ı Hak utandırmasın, yardımcımız olsun. Sivil toplum örgütleriyle ve bütün paydaş kuruluşlarla bir entegre içerisinde olacağız. Niyetimiz halis. Sizlere sonsuz saygı ve selamlar sunuyorum. Teşekkür ediyorum.

 

Devir teslim töreninin ardından Uysal, Çelik'e hediye takdiminde bulunarak yeni görevinde başarılar diledi.

Son Güncelleme Tarihi: 16 Mart 2020, Pazartesi